Sizin İçin Denedik: Braun BT5090 Sakal Şekillendirici

IMG_0707
Selamlar!

Malum Babalar Günü geldi, herkesi bi hediye heyecanı sardı. Sıkça gelen sorulardan birisi de babalar günü için ne almalıyım sorusu. Klasikleşen kravat, gömlek gibi hediyeleri bir kenara bırakıp kişisel bakım ürünlerine yönelin derim. Güzel bir bakım seti olabilir, belki güzel bir masaj paketi ya da sakal şekillendiricisi. Hazır ne alsam sorusu aklımızdayken Braun‘un yeni BT5090 sakal şekillendirici tıraş makinesini Kubilay’la denedik, üstüne ilk videomu da çektim. -Evet, ben de artık Youtubedayım!- Videoda daha detaylı bilgileri bulabilirsiniz ancak kısaca özetlemek gerekirse hassas şekillendirme için iki özel tarağı ve 25 uzunluk ayarı olan bir makine. Kesinlikle çok kullanışlı. Üstelik 5 dakikada hızlı şarj olma özelliğiyle de hayat kurtarıcı. Kesinlikle seyahatlerin vazgeçilmezi olacak bir ürün. Babalar Günü için hediye olarak düşünür müsünüz bilmem ama ben kendim için ayırdım, babam için de siparişi verdim bile. Ürün hakkında daha fazlasını merak ediyorsanız Youtube kanalıma bekliyorum!

Keyifle kalın!5L2A3788 5L2A3819 5L2A3833 5L2A3868

Le Riad Yasmine’le Marakeş!

Processed with VSCO with a6 preset
Selamlar!

Bildiğiniz üzere Kubilay ve Fulya’yla birlikte Perfect Weekend adını verdiğimiz bir konaklama projesi yürütüyoruz. Bu proje kapsamında dünyanın dört bir yanından otelleri gezerek www.perfectweekend.co adrsinde deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Perfect Weekend kapsamında geçtiğimiz hafta Marakeş’teydik. Le Riad Yasmine adında dillere destan butik bir otel bizim Marakeş gezimize ev sahipliği yaptı. Şehzadeler gibi ağırlandık desem abartmamış olurum. Marakeş’te neler yaptık, otelimiz nasıldı, gelin detaylı anlatayım. (Fotoğrafların tamamı için Instagramdan #perfectweekendproject hashtagine göz atabilirsiniz.)

+ Öncelikle otelimizden bahsetmek istiyorum. Le Riad Yasmine, sahibi Fransız olan -ki kendisiyle ve dünya tatlısı sevgilisi Alice’le otelde konaklarsanız tanışabilirsiniz- Marakeş’in Medina bölgesinde yani şehrin kalbinde yer alıyor. Her yere yürüme mesafesiyle maksimum 20 dakika uzaklıkta. Riad avlusu olan lüks Fas köşk ve saraylarına verilen ad. Le Riad Yasmine de eski bir saray, sonraları restore edilerek butik otel haline getirilmiş. Fotoğraflarda görebileceğiniz üzere cennetten bir parça. Özellikle avlusundaki havuzu için bile gidip kalınır. Civarda birçok riad oteli bulunmasına rağmen -ki birçoğu çok daha büyük ve lüks-, Le Riad Yasmine’in sıcak ve keyifli ortamını yakalamak zor. Hani İngilizlerin “cozy” dedikeleri bir tabir vardır ya, işte tam da bu otel için yaratılmış bir tanım! Odaları gayet temiz, üstelik Endülüs döneminde yaşıyor hissini çok iyi vermişler. Kahvaltıda yöresel tatların ve uluslararası lezzetlerin bir arada olması da kesinlikle büyük bir avantaj. Akşam üstü Marakeş yorgunluğunu güzel bir Fas çayı ile Le Riad Yasmine’in avlusunda atmanın keyfini asla unutamayacağım diyebilirim.Processed with VSCO with a6 preset

+ Gelelim Marakeş gözlemlerime… Sanırım gittiğim en ilginç destinasyonlardan birisi. Lüks içindeki restoran ve riadların dışında tam anlamıyla sefalet hüküm sürmekte. Halk çok fakir. İlk gün hayal kırıklığına uğradığımı belirtmem gerek. Ne yalan söyleyeyim Fas hakkında çok fazla bilgim olmadan gittim ve havalanından otele gelirken Alaçatı tadında bir yer bekliyordum. -Evet, gerçekten öyle bir şey bekliyordum!- Tamam belki biraz uçuk fikirlerle gittim Marakeş’e ama kimse bana insanların tuvaletini herkesin ortasında duvara yaptığını söylememişti. Üzgünüm ama bu gerçekler. Bize yansıtılan ve evet benim de sosyal medyada yansıttığım o otantik Marakeş’in perde arkasında sefalet içinde bir halk ve kokan sokaklar var. Yaşam kalitesi bugüne kadar gördüğüm en düşük ülkelerden birisi. En baştan söyleyeyim hayalinizdeki Marakeş ile gerçek Marakeş bambaşka olabilir.

+ Böyle anlattığıma da bakmayın, ikinci günden itibaren ilginç biçimde sevmeye başladım bu şehri. Gizemli bir çekiciliği var bu şehrin. Ne kadar pis ve iticiyse o kadar da tahrik edici şekilde gizemli ve çekici. Öncelikle Endülüs döneminden kalma saraylar sizi kendine hayran bırakıyor. Biz rehberimiz olmadan gittik ama okuya okuya hepsinin hikayesini öğrendik. Ama benim tavsiyem gitmeden bir rehber ayarlamanız. Şehirde nereye dönseniz tarih fışkırıyor ve gezerken bu tarihin altında yatan hikayeleri bilmek istiyor insan. Benim favorim Bahia Sarayı oldu. Özellikle renkli cam vitrayların güneş yansımasıyla içeri vurduğu kısım tüm duygularınızı harekete geçiriyor. Mimari bir dokunuşun yüreğe bu kadar dokunduğu az örnek vardır. Bir diğer favorim ise Ali Ben Youssef Medresesi. Özellikle fotoğraf çekmek için gitmenizi öneririm. Bugüne kadarki en güzel Instagram paylaşımlarımdan birini bu medresede yakaladım, haberiniz olsun.
Processed with VSCO with a6 preset

+ Marakeş’te beni etkileyen bir diğer yerse Yves St Laurent Bahçeleri olarak da bilinen Jardin Majorelle oldu. Otelimizden yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşle ulaştığımız bahçeler tam anlamıyla çölde bir vaha. O pis ve kuru Marakeş sokaklarını geçtikten sonra bahçeye adım atar atmaz sizi binbir çeşit bitki ve kuş sesleri karşılıyor. Kesinlikle büyülü bir yer! Kaktüsler, palmiyeler, süs havuzları… İnsanı şok eden güzellikteki o mavi ve sarı renk. Bir renk bu kadar insanın yüreğine çarpabilir. Gerçek anlamda bir Marakeş rüyası. Zaten bu bahçeyi gezdiğiniz anda tüm o Marekeş sokaklarının çilesi geçiyor, iyi ki gelmişim diyorsunuz.
tamam

+ Marakeş sokakları demişken, kesinlikle “NO” demeyi bilmeniz gerekiyor. Sürekli insanlar size gelip “buradan meydana çıkılıyor, buradan, size yol göstereyim” diyip sizi dolambaçlı sokaklara sokup para istiyorlar. Tek yapmanız gereken no demek. Biz bunu biraz korkutucu bir tecrübeyle öğrendik orası ayrı mesele. Gece yarısı şarjımız az olduğu için otel yolunu bulamadığımızdan ötürü… Böyle tecrübelerde bu tür gezilerin adrenalini tabi.

+ Marakeş’te beni hayal kırıklığına uğratan bir başka şeyse Jemaa el Fnaa Meydanı oldu. UNESCO Dünya Mirası listesindeki bu meydanı bambaşka hayal etmiştim. Modern yaşamın doruklarında yaşadığımız için biraz masalsı bir meydan vardı hayalimde. Bir kere yılan dansçılarının flüt çalarak o büyülü gösterilerini yapmalarını hayal etmiştim ancak meydandaki üç beş yılanla selfie çektirmek için cebindeki tüm paranı istiyorlar. Tamamen ticari yani. Bir o boyunlarına demir kelepçe vurulmuş o maymunları görünce iyice soğudum. Meydanda yürürken iki adımda bir önünü kesen sokak satıcılarını ve fake rehberleri saymıyorum bile. Anlayacağınız Marakeş büyüsü tamamen bozuldu bu noktada benim için.
Processed with VSCO with a6 preset

+ Marakeş’e gitmeyi planlıyorsanız kesinlikle restoranlara rezervasyon yaptırın. Çok çeşitli restoranlar ve hepsi birbirinden güzel. Çeşitli konseptlerde, çeşitli mutfaklara sahip onlarca restoran bulabilmeniz mümkün. Internetten biraz araştırıp gitmek istediklerinizi listeleyin ve gitmeden rezervasyon yaptırın. Bir diğer önerim ise nerede kalırsanız kalın diğer otellere bir kahve içmeye uğrayın. Otellerin çoğu eski riadların restore edilmiş hali olduğu için inanılmaz güzeller. Özellikle Royal Mansour ve La Mamounia‘yı görmeden gelmeyin derim.

Şimdilik benden bu kadar! Daha detaylı bilgi almak isterseniz bana mail atabilir veya yorum bırakabilirsiniz. Marakeş’i kesinlikle görmelisiniz demiyorum çünkü Marakeş sadece görme duyusuyla hissedebileceğiniz bir şehir değil. Marakeş’i kesinlikle deneyimlemelisiniz diyorum!

Keyifle kalın, Tuna!

Processed with VSCO with a6 preset

Drexel Shoes ile Daha İyiye Adım At!

Processed with VSCO with a6 preset

Herkese selam! :)

Uzun bir aranın ardından tekrar bloguma kavuştum! Bu uzun araların sizi üzdüğünü farkındayım ama “back to realities” modunda öğrencilik vazifemi yerine getiriyorum. Yaz tatili geldiği için artık tekrar buralardayım! Açılışı ise yeni Drexel Shoes marka ayakkabılarımla yapmak istedim. Biliyorsunuz genelde sneaker dışında ayakkabı tercih etmiyorum ancak yaz gelince ufak değişiklikler yapmayı seviyorum. Bu yaz sezonu ayağımdan çıkarmamayı planladığım bu şahane ayakkabılardan bahsetmek istiyorum size. Aslında hepinizin bildiği Beymen, Vakko gibi mağzalarda satılan yerli ve yabancı ayakkabı markalarının üreticileriyle çalışıyorlar. Üstelik çok daha uygun fiyatlara satıyorlar. Daha iyi açıklamak gerekirse o aşık olduğunuz ancak bütçenizin yetmediği marka ayakkabılarının aynı üreticiden olan aynı modellerine çok uygun fiyatlara sahip olabiliyorsanız. Nasıl mı? drexelshoes.com adresine tıklayarak! Kapıda ödeme ve ücretsiz kargo da cabası :) Bence bir göz atın derim!

Daha İyiye Adım Atmaya ne dersiniz? :)
Processed with VSCO with a6 preset Processed with VSCO with hb1 preset

Tommy Hilfiger Club

Processed with VSCOcam with a5 preset
Herkese selam!

Tükenmişlik sendromuna giren Meryem Uzerli misali uzun zamandır kayıplardaydım. Gönül isterdi tası tarağı toplayıp bunalımımı Almanya’da yaayayım ancak hayat şartları beni Ankara’nın göbeğinde Bilkent’te bunalım yaşatmaya zorladı. Bunalım yaşarken bile şanssızım! Bu uzun arada ne yaptım? ( Evlenmedim ve hala sevgilim yok, içimizi rahat tutalım :)) Bol bol maket yaptım, İspanyolca öğrenmeye başladım ve Instagramda birbirini yiyen bloggerları izleyip keyiflendim. Neyse ki Kubilay bir gün beni karşısına aldı ve, “Sen Tuna Mert’sin, aptal olma!” dedi de kendime geldim.

Bu uzun araya keyifli bir editöryal çekimle nokta koymak yakışırdı. Eee uzun aradan sonra post giriyorsak hakkını vermeliyiz dimi? O halde Tommy Hilfiger 2015 sonbahar-kış sezonundan seçtiğimiz ürünlerle gerçekleştirdiğimiz çekimle başbaşa bırakıyorum sizleri. Atlı Spor Kulübü’nün güzel mi güzel atlarının bize eşlik ettiği bu çekim uzun zamandır en çok keyif aldığım işlerden bir tanesi oldu. Tommy Hilfiger’ın kış koleksiyonuna gelecek olursak… Ne yalan söyleyeyim alışveriş merkezlerine girdiğimde ilk uğradığım mağazalardan birisi değildir Tommy. Yeni sezon koleksiyonundan ürün seçmeye gittiğimde bu kadar etkileneceğimi tahmin etmemiştim. Kolej tarzını spor ve casual arasındaki o ince çizgide çok güzel korumuş Tommy. Ürünlerin kalitesi ve rahatlığını söylemiyorum bile! Aman diyim depresyon sonrası Tommy’e uğramayın, benim gibi kredi kartının limitini Tommy’de dolduruverirsiniz sonra!

#TommyHilfiger / #WeekendStyle / #PerfectWeekendStyle
Processed with VSCOcam with a5 preset  
 Processed with VSCOcam with a5 presetProcessed with VSCOcam with a5 presetProcessed with VSCOcam with a5 preset Processed with VSCOcam with a5 preset Processed with VSCOcam with a5 preset Processed with VSCOcam with a5 preset

H&M Modern Essentials Selected by David Beckham

Processed with VSCOcam with a5 preset

H&M adını son yıllarda gerçekleştirdiği işbirlikleriyle sıkça duymaya başladık. Özellikle lüks markaları H&M çizgisini koruyarak müşteri kitlesine ulaşılabilir kılmasıyla adını birçok hazır giyim markasının önüne taşıdı. Bu sezonsa Balmain ile işbirliği gerçekleştirdiğini duyurarak moda dünyasına bombayı atıp kenara çekildi. Yeni sezonun bir başka H&M bombası ise David Beckham. Geçtiğimiz sezonlarda H&M için iç çamaşırı tasarlayan David Beckham’dan çok fazla geri dönüş almış olmalılar ki her sezon Beckham soyadını markayla bütünleştiren farklı bir projeye imza atıyorlar. Aynı şekilde spor kariyeri sonrası eşi gibi moda neferi olarak kendini bu dünyanın içine atan David Beckham da adının H&M ile anılmasından hoşnut olsa gerek. Bakarsınız Victoria Beckham’ın ismini de H&M ile ortak bir projede görürüz.

Modern Essentials Selected by David Beckham adı verilen yeni koleksiyonda daha çok COS, Acne gibi markalarda görmeye alışkın olduğumuz basic parçalar ön plana çıkmış. Koleksiyona mutlaka göz atın zira dolabınızda mutlaka olması gereken parçalar bulacaksınız. David Beckham’ın seçtiği bu koleksiyondan ben de kendi favorilerimi seçtim. Koleksiyonun geneli koyu tonlarda olsa da daha çok kırmızı ağırlıklı seçimler yaptım. Koleksiyonun tamamına BURADAN göz atabilirsiniz!

Tüm kombinler – Modern Essentials selected by David Beckham

Processed with VSCOcam with a5 preset Processed with VSCOcam with a5 preset Processed with VSCOcam with a5 presetProcessed with VSCOcam with a5 preset

 

Hatemoğlu ile Sonbahar Stil Önerileri

IMG_7195
Havalar yeni yeni soğumaya başlarken gardıropları sonbahar moduna sokma vakti geldi! Sizler için Hatemoğlu yeni sezondan hazırladığım kombinler ve birkaç ufak ipucu ile bu sonbaharın parmakla gösterilen erkeği siz olacaksınız!

Spor trençkotlar – Her dolapta mutlaka bir trençkot olmalı, evet! Ancak artık o sıkıcı trençkotları bir kenara bırakıp daha spor kesimli olanları tercih etmenizi öneririm. Özellikle hardal renginden tamamen kurtulun ve laciverte şans verin! Özellikle deri ve kaşe detaylı spor trençkotlarla yeni sezona bomba gibi girin!

Kareli Gömlek – Sofra bezi esprisi yapan arkadaşlarınızla hala görüşmediğinizi farz ederek bu sezonun yeni trendini söylüyorum: vintage görünümlü kareli gömlekler! Hemen kendinize bir tane edinseniz iyi olur, benden söylemesi!

Kot Gömlek & Kanvas Pantolon – Ah o eskilerden kim kaldı.. diye iç geçirenlerdenseniz güzel haber! Kanvas pantalonlar şehre dönüyor! Tabi ufak bir değişiklikle, artık tek değiller. Kot gömlek-kanvas ikilisi bu sonbahar adından sıkça söz ettirecek. Özellikle hardal ve kahve tonlarındaki kanvaslarınızı koyu tonlardaki kot gömleklerinizle kombinlemeyi deneyin. Sonuca bayılacaksınız!

Yağmurlar bastırmadan gardıropları yenileyin derim! Son olarak şık bir şemsiyeyle sonbahar alışverişinizi tamamlayabilirsiniz. Benim gibi şemsiye kullanmayı sevmiyorsanız ıslanmaya mahkumsunuz. Kendinize iyi bakın, yakında Stockholm gezi rehberiyle buradayım!

Not: Kombinlerdeki ürünlerin tamamı Hatemoğlu! Daha fazlası için TIK! KDWELK
Processed with VSCOcam with a6 preset IMG_7201 Processed with VSCOcam with a5 preset

Mikonos Gezi Notlarım

IMG_2210

Mikonos sonrası notların dört gözle beklendiğini biliyorum. Ben de arayı daha fazla açmayıp hızlıca sizle paylaşmak istedim. Nasıl gidilir, ne yeni, ne içilir aslında internette rahatlıkla bulabilirsiniz. Ben bunlar yerine kendi Mikonos notlarımı sizinle paylaşmak istiyorum, hadi başlayalım!

+ Mikonos hakkında bilmeniz gereken en önemli şey koca adada taksi yok. Ulan koskoca ada, bir tane bile mi taksi olmaz?! Sonra neden batıyoruz… Siz siz olun havaalanından otele geçecekseniz önceden otele mail atıp transferinizi ayarlayın. Ayarlayamadınız taksiye mahkumsanız sıra falan beklemeyin. Türklüğünüzü konuşturun en öne atlayın. Taksiciler Yunan, bizden yani sıra falan bakmıyorlar. Kim öne atlarsa alıyorlar. Avrupada Avrupalı gibi takılıcam derseniz taksi kuyruğunda tüm gün beklersiniz benden söylemesi.
miko1

+ Otel tercihiniz kesinlikle merkezden yana olmalı. Biz yürürüz 10 dakika şehir merkezine ne olur kafasındaysanız bile gece zil zurna olunca o yolu bulabilmek inanılmaz güçleşiyor. (Deneyimlerimden söylüyorum otelimi bulcam diye nerelerde açtım gözümü…) Ha mecbur ayarladınız şehir merkezinden uzaktasınız sakın ola ATV falan kiralamayın. Gece yarısı o kafayla ya bi yerelere toslarsınız ya da ATV’nizi bulamazsınız. En güzeli biraz paraya kıyıp şehir merkezinde kalmak. Sabahın ilk ışıklarıyla Mikonos sokaklarında sarhoş dolaşmanın keyfi paha biçilemez!

DSC_0242

+ Yemek konusuna gelelim. Deniz ürünleri hayaliyle yanıp tutuşuyorsanız üzgünüm hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Evet birkaç güzel mekan var ama genel olarak deniz ürünleri vasat durumda. E ne yiyelim derseniz cevabımız döner! Doğru duydunuz, bizim bildiğimiz döneri almışlar mayoneze yoğurda batırmışlar adına da Souvlaki demişler. Aslında tüm kebab çeşitleri souvlaki diye geçiyor. En azından aç kalmayacağınızın garantisini verebilirim.

+ Aman diyim yanınıza nakit alın yoksa bizim gibi zorda kalırsınız. Ülke batmanın eşiğinde hiçbir yerde kredi kartı geçmiyor, geçen yerler de minimum 25 euro harcama yapmanızı istiyor. En lüks restoranlarda bile internet çekmiyor bahanesiyle kredi kartı kabul etmiyorlar. Bol bol nakit alın yanınıza. Ada güvenli merak etmeyin, sıkıntı yok.

Processed with VSCOcam with a5 preset

+ Ada iyi güzel hoş da rüzgar olmasa daha bir tatlı olacak sanki. Sabah akşam rüzgarlı. Migren, sinüzit falan varsa dikkat edin derim. Şapka takıyorsanız iyice tokalayın saçınıza zira her 3 saniyede bir havada uçuşan şapka görebilmeniz mümkün. En iyisi benim gibi bandana takın. Hem şekli bozulan saçınızı cool bir biçimde saklıyorsunuz hem de rüzgarı bir nebze de olsa engelleyebiliyorsunuz.

mik

+ Bir de pelikan efsanesi var. Muhakkak kartposttalarda görmüşsünüzdür sokakta yürüyen pelikanları. Eskidenmiş onlar. Ha şimdi görmüyor musunuz? Görüyorsunuz ama yanında korumasıyla. Artık belediyenin maaşlı çalışanı olmuş pelikanlar. Sokakta korumasıyla gezip poz veriyorlar. Hem hayvancağızın yaşadığı yeri işgal etmişiz hem de neden artık gelmiyorlar diye söyleniyoruz. İnsanoğlu da bir garip.

+ Eğlencesine gelirsek… 10 numara 5 yıldız. Çeşme, Bodrum hikaye. Bir kere dünyanın dört bir yanından sırf eğlenmek için gelmiş insanlar. Bizim Türkler gibi o ne giymiş bu ne yapmış derdi yok. Herkes en doğal haliyle içip dans edip mutlu olmak derdinde. Sole Mare’deki egolu, tripli Türk erkeklerini, bol makyajlı topuklu giymiş Türk ablalarını görmüyorsunuz. Zaten gördüğünüz an anlayın ki onlar Türk! Herkes güler yüzlü, selam veriyor, gülüyor. Yok valla biz yanlış ülkede doğmuşuz. Yan şezlongdakinin LV çantası orijinal mı diye düşünürken eğlenmesini unutan bir ülkeyiz biz.

Processed with VSCOcam with hb1 preset

+ Son olarak herkes Yunan tanrısı ve tanrıçası gibi güzel. Hani başta komplekse girer miyim diye çok korktum ama insanlar o kadar tatlı ki sadece keyfini çıkarın. Gidip bir kokteyl ısmarlayın ve sohbet başlasın! Ne demişler? What happens in Mykonos, stays in Mykonos! Adanın büyüsüne kendinizi kaptırın. İnanın bana döndüğünüzde seneye hangi tarihlerde gitmeliyim diye takvime bakarken bulacaksınız kendinizi!

DSC_0279

Mutlaka Yapın!

- Ellie Beach’in ıssız tarafına gidin ve çıplak güneşlenin! Evet, kesinlikle çılgınca ve bura dışında başka nerede yapabilirsiniz ki?!
- Hangover olun! Sabah 6’ya kadar dans edin ve çılgınlar gibi eğlenin! Güneşin doğuşunu sarhoş kafa izlemenin keyfine tanıklık edin.
- Otostop çekin! Nereye gittiğinizin önemi yok elinizi sallayın ve yeni insanlarla tanışın!
- Aşık olun! Plajda elele yürüyüp hatta dayanamayıp sevişeceğiniz bir yaz aşkı bulun ve dünyanın en çılgın adasında aşık olmanın keyfini çıkarın.

—-

Nerede kaldım, nerelerde yemek yedim, en güzel kokteyl nerede bilmek istiyorsan seni doğru www.perfectweekend.co adresina alalım, hepsi ve daha fazlası burada!

Processed with VSCOcam with hb2 presetDSC_0137

 

Mikonos’ta Kiğılı Yazı

Processed with VSCOcam with a5 preset

Geçtiğimiz hafta Kubilay ile birlikte Mikonos‘un altını üstüne getirdik! Enfes bir deneyimdi! Tatil detayları Mikonos postuyla gelecek ancak öncesinde Mikonos’ta neler giyidiğimi merak ettiğinizi biliyorum. Tatil boyunca ada konseptiyle bu yaz gönlümü fetheden Kiğılı‘yı tercih ettim. Kiiğılı kombinlerimdeki renkler adayla bütünleşmemi sağladı! Pembe, yeşil, mavi… Yaz sezonunda çıkardığı renkli şortlardan mutlaka edinmelisiniz! Favorilerimse kesinlikle loeferler oldu! Şimdi sizi Mikonos’un büyülü atmosferinde çektiğim karelerle başbaşa bırakıyorum. Devamı ise Mikonos gezi postumda, yakında burada!

Tüm kombinler – Kiğılı

Processed with VSCOcam with a5 presetIMG_1923Processed with VSCOcam with a5 presetIMG_2494

Louis Vuitton Foundation

c230806e-a5cb-4142-b81f-53b19813006d-2060x1236
Paris gezisinin -benim için- en heyecanlı bölümü Louis Vuitton Foundation‘ı ziyaret ettiğimiz gündü. Paris’e üçüncü gidişim olduğu için eski şehrin hemen her yerini ezbere biliyorum ancak şehrin modern kısmıyla eski şehir arasında yer alan Louis Vuitton Foundation’a daha önce gitmemiştim. Özellikle Paris Fashion Week esnasında street style fotoğraflarıyla beni çılgına çeviren bu yapıyı görmek için can atıyordum doğrusu. Metroyla kolaylıkla ulaşabileceğiniz LVF, Paris’in tartışmasız en güzel yeşil alanı olanı olan Jardin d’Acclimatation ile Bois de Boulogne‘un kesişiminde bütün şatafatıyla yer alıyor. Binanın içi dünyaca ünlü sanat eserlerine ev sahipliği yapsa bile binanın kendisi hepsini gölgede bırakmış durumda. İnsan aklının sınırlarını zorlayan bir yapı! Mimarlık öğrencisi olmanın verdiği bilgiçlikle, “Acaba bu demir aksamı nasıl yapmış?, Bunu buraya nasıl eklemişler?” diye sora sora ağzım açık gezdim. E bu şaheser kime ait derseniz tabi ki modern mimarlığın şapka çıkartan üstatı Frank Gehry. Terastan hem eski şehri hem de modern Paris’i izleyebilmeniz mümkün. Bu eşsiz yapıyı görmediyseniz Paris geziniz eksik kalmıştır benden söylemesi!
DSC_0922 IMG_5949
Gant Tee, Shirt and Trousers
GStarRaw Shoes thanks to SuperStep
Ted Baker Hat
Eye Connection Sunnies
IMG_5946DSC_0938IMG_5945513b566e-ae34-4e22-a25c-67f2d42a0b58-2060x1317

Perfect Weekend with Ala Otel Alaçatı

alaçaı

Perfect Weekend kapsamında geçtiğimiz hafta Ala Otel Alaçatı‘daydık!
+ Butik otellerde kalmanın en güzel yanı aileden biri gibi hissetmeniz. Ala Otel’de bu deneyimi en güzel şekilde yaşıyorsunuz. Mükemmel bir ev sahipliği ve hizmet var. Güler yüz tatil keyfini katlıyor kesinlikle!
+ Ala Otel’in insanı büyüleyen atmosferine söyleyecek kelime yok! Klasik bir Alaçatı evini küçük çaplı bir saraya dönüştürmüşler. Otel çok büyük olmamakla birlikte her köşesinde sizi sürprizler bekliyor. Tam anlamıyla Instagram-friendly bir otel! Her köşesinde fotoğraf çekilme garantisini ben veriyorum, düşünün!
+ Otelde en çok neyi beğendin diye soracak olursanız size iki şey söyleyebilirim. Birincisi otele girdiğiniz anda sizi havaya uçuran çiçek kokusu. Her sabah özenle taze çiçeklerle donatılıyor otel. İkincisi ise her akşam 4 sularında lobideki yerini alan ev yapımı kurabiyeler. (Ki sanırım çiçek kokusundan daha çok sevdim bu kokuyu!) Dediğim gibi her an farklı bir deneyimle sizi etkilemeyi başarıyor!
+ Konumu itibariyle de şahane bir Alaçatı tatili için birebir! Alaçatı Çarşı’nın hemen sonunda yer alan otel ile eğlencenin merkezindesiniz. Aya Yorgi’ye ya da Port Alaçatı’ya gitmek isterseniz de taksiyle çok uygun. Eğer aklınızda Alaçatı planı varsa Ala Otel bu tatil için güzel bir seçenek olabilir.

Haftaya yurtdışı postlarına başlıyorum, keyifle kalın!
Gezmektenblogyazdığınıunutanblogger, Tuna